yol bisikleti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yol bisikleti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2014 Cuma

Nedir yani bu Defy 3?

Teknik olarak benimki tam da soyle birseydir:


KADRO

OlcusuM/L
RenklerBeyaz/Kirmizi/Komur siyahi
KadroALUXX-grade aluminyum, bagaj delikleriyle beraber
MasaKarbon kompozit, alasim Overdrive steerer.
SuspansiyonYok

KOMPONENTLER

GidonGiant Sport, 31.8mm
Gidon bogaziGiant Sport
Sele borusuGiant Sport, 30.9mm
SeleGiant Performance Road
PedallarKayisli kalpiye

AKSAM

Vites kollariShimano Sora
Ön degistiriciShimano Sora
Arka DegistiriciShimano Sora
FrenlerTektro R312
Fren kollariShimano Sora
RubleSRAM PG950 11x32, 9-speed
ZincirKMC X9
AynakolShimano Sora, 34/50
Orta GobekKapali

tEKERLER

JantlarGiant S-R2, double wall
GobeklerGiant Tracker Sport Road
TellerPaslanmaz celik, 14g
LastiklerGiant S-R4, 700x25

Ílk heyecan

Giant'in magazasindan eve gelir gelmez, bisikletler onceden belirlenmis istirahatgahlari "kapali balkon"a park edildiler. Turkiye'de bisiklet hirsizligi sektorunun oldukca gelismis olmasi, apartman boslugu denen karadelikte hirsizlar olmasa bile apartmanin cocuklari ve merakli komsularin bisikletler icin yeteri kadar tehdit unsuru yasatacak olmasi, bisikletler icin en mukemmel garaji "kapali balkon" yapiyor. Bence bisikletiniz var ise, her eve bir kapali balkon lazim. (Mustakil eviniz ve garajiniz varsa, en guzel birsey tabii)

Parkedilen bisikletleri biraz ortama alismalari icin yalniz biraktik. Soylemeye gerek var yok sanirim, soldaki benim Defy, sagdaki Bilinc'in Escape 3W'si.




Bisikletler eskiden de mi boyleydi yoksa yeni bisiklet teknolojisi gelisti de mi boyle olmaya basladilar bilmiyorum ama yeni bisiklerdeki denge unsuru cok acayip. Sadece arka tekeri duzgun bir sekilde yaslayarak bisikletleri ayakta tutabilmek mumkun. (Yol bisiketinde zaten olmuyor da, Bilinc'in bisikletinde bile Bisiklet ayagi denen naneye gerek duymadik pek) 

Bununla beraber "bisiklet sehpasi" denen aparata gene de ihtiyac oldugunu, sonralari temizlige gelen kadin balkona kova, bez vs almak icin sorti yapip bisikletleri devirince tecrube ettik. 

Bisikletin gidonunun beyaz olmasina bayilmistim, ancak biraz cabuk kirlenecek gibi duruyor. Aslinda durmuyor, durmadan kirleniyor, lekeler de kolay cikmiyor. En cabuk degisecek parcalardan birisi gidon bandi olabilir yakin zamanda.




Bu daha panaromik bir goruntusu. Bisikletin ustunde gelen Giant S-Elite jant setinden ve S-R4 lastiklerinden oldukca memnun oldugumu soyleyebilirim. Jant saglam bir goruntu verdi, gobek sessiz (bu belki bazilarinin sevmedigi birsey olabilir) ve akiciligi cok ama cok iyi. Cogu kez bisiklet yolunda hizi aldiktan sonra metrelerce pedal cevirmeden gittigim oldu. Desensiz S-R4 lastiklerden basta endiselenmistim yol tutusu zayif olabilir sebebiyle ama simdiye kadar yola tutunmayla ilgili bir sey yasamadim, oldukca sessiz, simdilik saglam (patlama henuz olmadi) ve surtunmeden az etkilenen bir lastik gibi geldi bana.




Onden.. Balkonun malumunuz hali yuzunden biraz maymunluk yapmak gerekti bu fotografi cekerken. Frenler Tektronun klasik TK-R312 yol frenleri. Dozajlamasi biraz zor, ozellikle gidon yerine elciklerden tutarken sert geliyorlar. Droplardan tutarken cok daha kolay frenlemek. 




Top Tube'de ne kullandigimizi unutursak diye Defy diye yazmislar..




Asfalttan gorunum.. 




Sele konusunda kararsizim. Yol bisikletleri, dogasi geregi konforlu degiller, dolayisiyla Defy da bu gelenegi bozmuyor. Ilk kullanista popomda yasadigim tatsiz tecrube daha aksamina en yakin spor magazasi InterSport'a gidip su "pedli tayt"i almamla neticelendi. (aklinizda olsun nette 89 TL olan tayt nedense magazada 99 TL)

Artik pedli taytla suruyorum, ilk anlar bir miktar rahatsizlik verse de uzun kullanimlarda seleye alisip rahatsizlik duymuyorum. Ama arka kismi biraz daha genis bir sele belki daha konforlu olabilir. Bu arada sevgili Romalilar, yol bisikleti suruyorsaniz, Pedli Tayt sart oglu sart.

Defy'yi secmemde en onemli kriterlerden bir tanesi bunun safkan bir yol (yaris) bisikletinden ziyade harika bir giris seviye endurance bisiklet olmasiydi. Bunda en buyuk etken de Giant'in Compact Road Design'i. Bisikletin sportif karakteristigini bozmadan ayni zamanda daha konforlu bir durus pozisyonu edinebiliyorsunuz kendinize.



Arka aktarici ve arka masa kismina gelirsek. Defy yazisina dikkatli bakarsaniz E harfinin ustunde bir onceki yazida anlattigim kucuk kazanin etkilerini gorebilirsiniz. Kaldirim tam oraya geldi zaten. Chainstay uzerinde de Giant'tan aldigim sticker koruyucu var. Gunesi ve sicagi gorunce sagindan solundan acilmaya basladi, duzeltiyorum ama omru cok surmez gibime geliyor.




Gene iki kafadar ilk gunun yorgunlugunu atiyor. Lastigin desensiz yapisini gorebilirsiniz.




Bu da malumunuz bayan Giant. Liv deniyor bayan uretimlerine. Bilinc de yillardir bisiklet kullanmamasina ragmen oldukca hesapli olan bu modelle sorunsuz bir sekilde sehir icinde benimle pedal salliyor (ustundeki aktaricilar vs. simdilik vasat Tourney'ler, ileride degistiririz onlari da artik)




Bisikletin su anda ustundeki aksesuarlarin bir cogunu sonradan aldim. Onlari da baska bir konuda ayrica irdeleyecegim artik. Yemek siparim geldi...

2 Haziran 2014 Pazartesi

Bisiklete giris 101

Aslen Bursa dogumlu olsam da Yalovaliyim. Cocuklugum buyuk olcude Yalova'da gecti. O donemde de oyle derdik, Yalovaliydik, zaten cogu kisi de Yalova'yi Bursa'nin ilcesi zannederdi, Istanbul'un ilcesi olabilecegi bilmeyenlerin aklina gelmeyecegi icin ve kafalari tam muhallebi haline getirmeyelim diye Yalovaliyiz derdik.

Yalova'yi gezenler bilirler. Bisiklet icin bir cennettir. Adi ustunde deniz (yali) kenarindaki bir ova'da kurulmustur sehir, en azindan benim cocuklugumda nufus daha tepelere sirayet etmemisti. Dumduz kentte, bisiklet en yaygin ulasim araclarindan biriydi, hemen her evin bir bisikleti vardi. Tabii benim de.


Kendimi bildigimden beri ilk bisikletim kirmizi ufak bir 3 tekerlekliydi. 1. sinifin sonunda gercek anlamda bir bisiklet aldi babamlar. Bir Bisan Viking.




Aslina bakarsaniz, o donem kirmizi Beldesan Pinokyo'larin etrafi kasip kavurdugu yillardi. Ama bana nedendir bilmiyorum, Bisan Viking uygun gormuslerdi. Onceleri arkasinda takili ek tekerlerle kullandim, sonra bir gun dayim "ogrenecekse duse kalka ogrensin" diye soktu o destek tekerlerini ve ben gercek anlamda bisikletle tanistim. Ve ne yalan soyleyim harika bir bisikletti Bisan. Cok kahrimi cekti, ama yillarca bana misin demedi.

Sonra dag bisikleti donemi basladi. Normal bisikleti olup BMX hayali kullanan bizlerin ruyalarina simdi de dag bisikletleri girmeye baslamisti ki, babam sasirtici bir sekilde hadi gidip dag bisikleti alalim sana dedi. Cok oyle herseyden isteyen bir cocuk degildim gerci ama genelde simarmayayim diye herhalde, her istedigim de hemen alinmazdi. Magazaya gittik, heyecandan gordugum ve begendigim ilk dag bisikletini aldim. Bianchi falan da vardi sanirim, ama benim gonlum oradaki baska bir bisiklete kaydi. Bugun tam market bisikleti diyebilecegimiz cinsten, markasina da gulersiniz: Moby Dick. Ama benim icin uzay araci gibiydi, 18 vites, koca koca lastikler, onunde arkasinda kedi gozleri. Cok acayip. Ve o bisikletle neler yapmadim ki. Yalova'nin etrafindaki hemen her yere (Erikli, Sudusen, Termal vs) her yere gittim. DSI'deki tepenin ustunden paldir kuldur downhill'imsi inisler yaptim. Hala duruyor sanirim Yalova'daki evde.


Sonra universite gunleri basladi, yatili okudugum Istanbul'da surekli yasamaya basladim. Bisiklet'ten koptum. Istanbul'da ne bisikletiydi oyle degil mi? Kirk yilin basi adaya gidersek, o da belki. Oyle boyle bisiklete binmedim yillarca...


******


Aradan yillar gecti. En son ne zaman kicim sele gordu, onu bile unutmustum. Yas da otuzu artik gecmisti, tutamiyordum da zamani. Kilomu kontrol etmekte zorlaniyordum artik, bi ara sporla 69 kg'a kadar inmis ama donustugum ceset formuna gelen elestiriler yuzunden diyetimi birakmistim. Tekrar 80 kg ve ustlerine geri donmustum. Ustelik hayatimda sevdigim ve ugrasmak istedigim bir hevesin eksikligini de hissediyordum.

Ilham perisi bir Aralik gunu tosladi. IZ Tv'de "Bisiklet Sehri" belgeseline denk geldim. Istanbul'da farkli tur bisikletler kullananlar insanlari gorunce once imrendim, sonra eski gunlerimi hatirladim. Imrenmek? Ben de oyleydim bir zamanlar oysa ki! Iste aradigim sey bu dedim, mutlulugu uzaklarda aramaya gerek yok: Bir bisiklet!

Ama nasil bir bisiklet? Konudan uzak kaldigim yillarda, konu konuyu acmis, sonra asmis, fasikuller 22 ciltlik ansiklopediler haline gelmisti.



(ansiklopedi nedir bilmeyen gencler icin temsili)


Bilgisayari acip isin icine girmeye basladikca hem aradigim seyin bisiklet oldugundan emin oluyor, hem de cahilligime uzuluyordum.


Bu arada internette forumla tanistim. Hakkini teslim etmem gerek, hem maddi hem manevi olarak cok sey katti forumlar bana. Maddi derken parasal demiyorum ama elle tutulur, ne istedigime karar vermemi kolaylastiracak cok ama cok bilgi edindim. Vites setleri, markalar, kadrolar, masalar, aksesuarlar.. Merak ettikce daha cok ogrendim. Daha cok ogrendikce daha cok arastirdim. Arastirdikca daha cok merak ettim. Boyle bir devirdaim aldi yurudu. Sonra baktim, yeterli kaynak yok. Is icin gittigim yurtdisi seyahatlerimde yabanci kaynakli dergiler aldim, daha da cok icine girdim. Hatta bazilarini bu forumda da cevirdim, paylastim.


Bu aralarda ne istedigime karar vermeye calistim..


Once tur bisikletciligi yaparim diyordum. Uzun turlar yapayim, dunyayi dolasayim. Sonra farkettim ki istedigim sey tam olarak bu degil. Ben surdurulebilir birsey istiyorum. Bunu yapmaya ise su anki isim ve mesleki yogunlugumda imkan yok. 80 gun icerde izni olan, sirketin izinlerini kullan diye basinda boza pisirdigi ben, nasil uzun turlara cikayim? Zordu.


Sonra sehir bisikleti olur dedim. Sehir icinde dort donerim diyordum. Hem ustum basim da cok kirlenmez, surerim yumusak yumusak. Ancak bir yandan da endiselenmeye basladim. Sanki aradigim hazzi alamazmisim gibi gelmeye baslamisti. Oysa ben zevku sefadan biraz daha sarilacagim birsey istiyordum. Neyse en kotu denerim diyordum ki...


Bir sekilde Gokhan Kutluer ile tanistim. Onu ilk, beni bu yola sokan IZTv'deki belgeselde izlemistim. Bir sekilde internetteki yazilarini okuyor buldum.


Gokhan Kutluer'in DengeTekeri blogundaki bisikletle ilgili tum yazilarini nerdeyse hatmettim. Sadece bisiklet ile ilgili yazilari degil, kisisel blogundaki denemeleri de zevkle okutuyordu kendini.  Benzerdi bisiklet sevdasina giden yolda hikayeler. Hosuma gitti. Once yorumlarla basladik, sonra Giant'in acisilinda gidip bizzat tanistim.


Tam o arada, "acaba yol bisikleti olur mu ki?" diye dusunuyordum ki, "icinde yol bisikleti hevesi varsa, niye erteleyesin ki" (tam olarak bu degildir belki ama buna benzer birseydir) dedi Gokhan Kutluer, Giant'a yaptigim ziyaretlerden birinde Giant Defy'lerin basinda bakinirken. Neden olmasin dedim? Iste aradigim motivasyon bu! Bir yol bisikleti!


(Bu arada kendisiyle ilk tanistigim andan itibaren gosterdigi sicak kanli ve alakadar tavirla, bisiklet merakimi "acaba?"dan cikartip gercege donusturen kisi olmustur kendi deyimiyle "bisiklet kulturu misyoneri" Gokhan Kutluer)


******


SIkIldiniz belki de farkettim. Buraya kadar okumaniz bile takdire deger. Neyse, merak etmeyin, en guzel kisma geldik.


Yol bisikleti ama hangisiydi? Neyse ki, aylardir arastirmalarimin kafamda yarattigi bazi kriterler coktan vardi:

- En basindan beri once kadro diyordum. Bu yuzden de dunyaca bilinen markalardan birisinin kadrosunu almaya kafama koymustum.
- Buna uygun fiyat performans oraninin iyi olmasini arzuluyordum. Ilk yol bisikletimin butcem olmasina ragmen muhtemelen kahrimi bir miktar cekecek supersonik bir makine olmasina gerek yoktu.
- Yol bisikletiyle sirf performans surusu yapayim istemiyordum, yeri gelince keyif turlari da yapabilecegim bir bisiklet olmaliydi. (Hatta yeri gelince arkasina bagaj takabilir miydim? Neden olmasin?)
- Dolayisiyla kadro geometrisi baslangic seviyede birsey iyi olurdu.
- Komponentleri ne en alt seviyede olmaliydi, ne de baslangic seviyesinde biri icin pozitif farki farkedemeyecegim kadar gereksiz ust seviyede.
- Disli oranlari da ayni sekilde baslangic icin uygun olmaliydi ki, en ufak egimde yerlerde surunmeyeyim.

Dunyanin en buyuk bisiklet ureticisi Giant dogru bir adres olabilirdi. Boylece magazasina daha sik ugramaya basladim. Giant'a gide gele zaten Defy 3 kanima girmeye baslamisti. Kadrosu baslangic icin tasarlanmis bir geometrideydi, Sora sete sahipti, goruntusu guzeldi, cok pahali degildi, hatta bagaj icin delikleri bile mevcuttu.




Sonrasinda su degerlendirmeyi de gorunce kesin kararimi vermiştim: Giant Defy 3, bicycling.com editorleri tarafindan 2014'un en iyi giris seviyesi bisikleti secilmisti: 

http://www.bicycling.com/bikes-gear/bikes-and-gear-features/entry-level-giant-defy-3

Bu arada kiz arkadasim Bilinç'e de onun zevkine uygun bir Escape 3W ayarlamıştık.


Heyecan ve meraklı araştırmalarla geçen aylar sonunda bisikletleri alacaktık.

Tabii hikaye bununla bitmiyordu.. Devami yakinda.