30 Haziran 2014 Pazartesi
Vapur, Balıkçılar, Deniz, Bisiklet..
Bisiklete binmenin en güzel tarafı tam bağımsız ve hür olmak. Ülkede bu değerlerin kıymeti bilinmediğinden, bisikletin kıymetini bari bilelim diye düşünüyor insan.
Her yere gidebilirsin! Her yerden geçebilirsin! Kahveni içmek için bir kafeye bisikletinle girersin, müsait bir yere dayarsın, kitabını okuyarak, etrafı izleyerek, telefonunla oynayarak veya sadece bisikletine bakarak saatlerini geçirebilirsin. Yürüyerek uzun sürecek mesafeleri bir çırpıda alabilirsin. Daracık sokaklar, taşıt trafiğine kapalı yollar.
Trafikte strese girmezsin, alır götürür seni bisiklet. Park yeri aramazsın, şurda mı dursam, buraya mı bıraksam demezsin. Frene basınca durur ve inersin. İlk gördüğün banka oturursun.
Anı kaçırmazsın bisikletle. Ne istersen onu yaparsın.
İstanbul'da da böyle biniyorum bisikletime. Daha önce de yazmıştım, bisikleti araç değil, amaç olarak görüyorum. Üstünde bir yerlere gidebilmenin zevkine -her ne kadar istediğim seviyelere gelmemiş olsam da henüz- varıyorum. Sabah kalhvaltısı için ver elini Sudaiye Le Pain Quotidien, hadi ordan çık sahile in, Bostancı bisiklet yolunun sonunda kedileri sev, bas git Moda'ya, Selim'de Türk Kahvesi iç, karnın acıktıysa Cibalikapı Balıkçısı'nda mezelerden meze beğen..
Ya da fotoğraftaki gibi inip bir bakarsın ki, balıkçılar, vapur, deniz ve bisikletin sana hayatın en zevkli anlarından birinde, nesnelerden de öte olmuşlar.
Bisiklete binin. Daha çok binin. İnanın iki teker, iki pedal, bir gidondan çok daha fazlası, anlayacaksınız..
9 Haziran 2014 Pazartesi
Olur da sorarsaniz diye
Bisikleti aldığımdan beri cesitli kanallarla sorulan bir kaç soru var. Aslında bahsettim sanıyordum ama sanırım yazılar biraz uzun olduğu için arada kaynıyor. Dolayısıyla bir Sık Sorulan Sorular gibi buraya yazayım ki, merak eden benim gibi acemiler kısa yoldan cevaplarına ulaşsınlar:
1. Hibrit/Şehir bisikletinden niye vazgeçtin?
Çünkü bisikletin benim için bir araçtan ziyade amaç olması gerektiğine karar verdim. Hibrit de denen şehir bisikletleri daha konforlu ve kullanımı kolaydı belki ama ben beni konforlu şekilde bir yerden başka bir yere götürecek konforlu bir araç yerine, alışması ve kullanımı daha zor da olsa binmek için sabırsızlanacağım, ruhumu biraz daha yansıtacak, tepesinde olmaktan en çok keyif alacağım tipin yol bisikleti olduğuna karar verdiğim için tercihimi bu yönde kullandım.
2. Neden Giant aldın?
Giant bisiklet camiasinda yeniler icin popüler bir marka olmasa da, aslinda dunyanin en buyuk bisiklet kadrosu ureticisi ve bir cok unlu ve buyuk markaya bisiklet kadrosu uretiyor. Ben de bütçem ve önceliklerim açısından en optimum tercihin bu olduğuna karar verdim. Mutlaka dünyaca kendini kanıtlamış, hatta mümkünse World Tour'da yarışan takımlardan birine bisiklet tedarik eden, kadrosundan hiç bir zaman şüpheye düşmeyeceğim, twitter'daki resmi hesaplarına bisikletle ilgili birşey sorduğumda kısa sürede cevap alabileceğim, yabancı forumlarda hakkında bolca bilgi bulabileceğim, komponentleri başlangıç için yeterli olabilecek bir markanın giriş seviyesi modelini araştırdım ve Giant Defy 3 bu -kimilerine saçma gelebilecek- kriterlerdeki en uygun çözüm gibi göründü.
Bicycling.com tarafından 2014 Best Entry Level Road Bike seçilince de tercihim bu yönde oldu:http://www.bicycling.com/bikes-gear/...l-giant-defy-3
3. Nereden aldın?
Giant'ın kendi mağazasından. Sahrayıcedit minibüs durağının orda, Kadıköy'den Bostancı'ya giderken sağda.
4. Kaça aldın?
Liste nakit fiyatı olan 1100 USD'dan tek çekim olarak aldım. Ancak beraberinde bir tane daha bisiklet ve bir sürü ekipman (aksesuar, kask, forma vs) de aldığımız için toplam fiyat üzerinden hatırı sayılır bir miktar indirim yaptılar.
5. Memnun musun?
Hem de çok!(En azindan şimdilik)
Çok uzun süredir kullanmasam da, genel olarak performansından çok çok memnunum. Özellikle yokuşlarda çiftli aynakola rağmen çok rahat ettim diyebilirim, ki bu beklemediğim birşeydi. Sanırım bunda düşük dişli oranlarının etkisi büyük. Bağdat Caddesinin başındaki (Bostancı) dik yokuşun orda Soma - 19 Mayıs Anma Turu'nda bir çok bisikletli grup halinde olmamız nedeniyle yokuşa düşük hızla girildiğinden zorlanırken ben çok rahat çıkabildim. Bisikletin çok sevdiğim bir yönü de yol alırken hemen hemen hiç ses çıkarmaması. (Başkaları için olumsuz olabilir ama ben asiri mekanik sesler yerine sessizligi --ve lastigin asfalttaki sesini duyabilmeyi- daha cok tercih edenlerdenim)
6. Sora setten memnun musun?
Daha önce kıyaslayabilecek bir vites sistemi kullanmadığım için bilemiyorum. STI vites kollarına alışmam zor oldu diyebilirim. Hala bazı geçişleri "yumuşak" şekilde yapamıyormuşum gibi geliyor. Bu benim kullanım eksikliğimden mi, alışık olmadığım için mi, beklentim farklı olduğu için mi bilemiyorum. Tabii bir diğer ihtimal, Sora'nın aşırı vasat kalması da olabilir
Giriş seviyesinde çok da dert etmiyorum "şimdilik".
7. Yol bisikleti konforlu mu?
Hayır. Kesinlikle "hayır". Evet, daha çok tutmak için yeri var, evet oturuş pozisyonunuz alışınca rahatsızlık vermez. Ama 25 mm tekerlekli ve rijit bir yapıda olan kadronun en azından şehir bisikletleri kadar konforlu olduğunu söylemek, yalan söylemek olur. Yolu altınızda direkt hissetmenizi sağlıyor bisiklet. Bunun iyi olduğu anlar da yok değil, ancak bozuk bir yola girildiğinde bedeniniz o yolun tüm kusurlarını her hücresinde hissediyor. Düz zeminde ise altınızdan kayıp giden yolu hissetmek, bisikletle bir olmak inanılmaz bir zevk. Yine de bozuk satıhlarda bir miktar bisikletinizi kullanmayı öğrenmek gerekiyor, ben yeni yeni popomu tümseklerden geçerken kaldırmaya başladım.
8. Kıçın acıyor mu?
Evet ve hayır. Açıkçası ilk bindiğim zamanlar, bir miktar acıtıyor sele ancak sonra alışıyorum ve geçiyor, veya hissetmiyorum. Bisiklet sonrasında da, herhangi bir ağrı veya sızı hissetmiyorum. Örneğin dün 5 saate yakın bisiklet kullandım ancak bugün herhangi bir acı veya sızı hissetmiyorum. Yalnız, bu konuda pimpirikli olduğum için bisikleti alır almaz pedli tayt (Nakamura'nın şu modeli) aldığımı da belirteyim. Bence büyük etkisi var.
9. Aksesuarları nereden aldın?
Muhtelif. Farlar merlincycles'tan sipariş edildi, hız göstergesi, matara ve çanta Almanya'dan alındı. Farlar hariç hepsi daha ucuza Türkiye'den de alınabilirdi, biraz da heyecanıma geldi.
10. Pedalların ne öyle? SPD pedal taksana.
Kayışlı kalpiye denen türden. Bisikleti alırken yol bisikletine alışana kadar bu pedallarla idare etmem daha sağlıklı olur dendi, ki bunun mantıklı bir karar olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Bisikletimi yeni yeni tanıyorum ve alışıyorum, spd pedallarla bu biraz daha zor olurdu. Tamamen alıştığım zaman ilk işim spd ayakkabı ve pedal olacak.
Şimdilik bu kadar. Verdiğim cevaplar benim şahsi düşüncelerim, genel geçer bir kaideyi temsil etmiyor tabii ki.
1. Hibrit/Şehir bisikletinden niye vazgeçtin?
Çünkü bisikletin benim için bir araçtan ziyade amaç olması gerektiğine karar verdim. Hibrit de denen şehir bisikletleri daha konforlu ve kullanımı kolaydı belki ama ben beni konforlu şekilde bir yerden başka bir yere götürecek konforlu bir araç yerine, alışması ve kullanımı daha zor da olsa binmek için sabırsızlanacağım, ruhumu biraz daha yansıtacak, tepesinde olmaktan en çok keyif alacağım tipin yol bisikleti olduğuna karar verdiğim için tercihimi bu yönde kullandım.
2. Neden Giant aldın?
Giant bisiklet camiasinda yeniler icin popüler bir marka olmasa da, aslinda dunyanin en buyuk bisiklet kadrosu ureticisi ve bir cok unlu ve buyuk markaya bisiklet kadrosu uretiyor. Ben de bütçem ve önceliklerim açısından en optimum tercihin bu olduğuna karar verdim. Mutlaka dünyaca kendini kanıtlamış, hatta mümkünse World Tour'da yarışan takımlardan birine bisiklet tedarik eden, kadrosundan hiç bir zaman şüpheye düşmeyeceğim, twitter'daki resmi hesaplarına bisikletle ilgili birşey sorduğumda kısa sürede cevap alabileceğim, yabancı forumlarda hakkında bolca bilgi bulabileceğim, komponentleri başlangıç için yeterli olabilecek bir markanın giriş seviyesi modelini araştırdım ve Giant Defy 3 bu -kimilerine saçma gelebilecek- kriterlerdeki en uygun çözüm gibi göründü.
Bicycling.com tarafından 2014 Best Entry Level Road Bike seçilince de tercihim bu yönde oldu:http://www.bicycling.com/bikes-gear/...l-giant-defy-3
3. Nereden aldın?
Giant'ın kendi mağazasından. Sahrayıcedit minibüs durağının orda, Kadıköy'den Bostancı'ya giderken sağda.
4. Kaça aldın?
Liste nakit fiyatı olan 1100 USD'dan tek çekim olarak aldım. Ancak beraberinde bir tane daha bisiklet ve bir sürü ekipman (aksesuar, kask, forma vs) de aldığımız için toplam fiyat üzerinden hatırı sayılır bir miktar indirim yaptılar.
5. Memnun musun?
Hem de çok!(En azindan şimdilik)
Çok uzun süredir kullanmasam da, genel olarak performansından çok çok memnunum. Özellikle yokuşlarda çiftli aynakola rağmen çok rahat ettim diyebilirim, ki bu beklemediğim birşeydi. Sanırım bunda düşük dişli oranlarının etkisi büyük. Bağdat Caddesinin başındaki (Bostancı) dik yokuşun orda Soma - 19 Mayıs Anma Turu'nda bir çok bisikletli grup halinde olmamız nedeniyle yokuşa düşük hızla girildiğinden zorlanırken ben çok rahat çıkabildim. Bisikletin çok sevdiğim bir yönü de yol alırken hemen hemen hiç ses çıkarmaması. (Başkaları için olumsuz olabilir ama ben asiri mekanik sesler yerine sessizligi --ve lastigin asfalttaki sesini duyabilmeyi- daha cok tercih edenlerdenim)
6. Sora setten memnun musun?
Daha önce kıyaslayabilecek bir vites sistemi kullanmadığım için bilemiyorum. STI vites kollarına alışmam zor oldu diyebilirim. Hala bazı geçişleri "yumuşak" şekilde yapamıyormuşum gibi geliyor. Bu benim kullanım eksikliğimden mi, alışık olmadığım için mi, beklentim farklı olduğu için mi bilemiyorum. Tabii bir diğer ihtimal, Sora'nın aşırı vasat kalması da olabilir
7. Yol bisikleti konforlu mu?
Hayır. Kesinlikle "hayır". Evet, daha çok tutmak için yeri var, evet oturuş pozisyonunuz alışınca rahatsızlık vermez. Ama 25 mm tekerlekli ve rijit bir yapıda olan kadronun en azından şehir bisikletleri kadar konforlu olduğunu söylemek, yalan söylemek olur. Yolu altınızda direkt hissetmenizi sağlıyor bisiklet. Bunun iyi olduğu anlar da yok değil, ancak bozuk bir yola girildiğinde bedeniniz o yolun tüm kusurlarını her hücresinde hissediyor. Düz zeminde ise altınızdan kayıp giden yolu hissetmek, bisikletle bir olmak inanılmaz bir zevk. Yine de bozuk satıhlarda bir miktar bisikletinizi kullanmayı öğrenmek gerekiyor, ben yeni yeni popomu tümseklerden geçerken kaldırmaya başladım.
8. Kıçın acıyor mu?
Evet ve hayır. Açıkçası ilk bindiğim zamanlar, bir miktar acıtıyor sele ancak sonra alışıyorum ve geçiyor, veya hissetmiyorum. Bisiklet sonrasında da, herhangi bir ağrı veya sızı hissetmiyorum. Örneğin dün 5 saate yakın bisiklet kullandım ancak bugün herhangi bir acı veya sızı hissetmiyorum. Yalnız, bu konuda pimpirikli olduğum için bisikleti alır almaz pedli tayt (Nakamura'nın şu modeli) aldığımı da belirteyim. Bence büyük etkisi var.
9. Aksesuarları nereden aldın?
Muhtelif. Farlar merlincycles'tan sipariş edildi, hız göstergesi, matara ve çanta Almanya'dan alındı. Farlar hariç hepsi daha ucuza Türkiye'den de alınabilirdi, biraz da heyecanıma geldi.
10. Pedalların ne öyle? SPD pedal taksana.
Kayışlı kalpiye denen türden. Bisikleti alırken yol bisikletine alışana kadar bu pedallarla idare etmem daha sağlıklı olur dendi, ki bunun mantıklı bir karar olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Bisikletimi yeni yeni tanıyorum ve alışıyorum, spd pedallarla bu biraz daha zor olurdu. Tamamen alıştığım zaman ilk işim spd ayakkabı ve pedal olacak.
Şimdilik bu kadar. Verdiğim cevaplar benim şahsi düşüncelerim, genel geçer bir kaideyi temsil etmiyor tabii ki.
Ve gorucuye cikarsin
Bisikleti aldiktan sonraki asama, aksesuar ve giyim malzemelerini toparlamak oluyor. Bisikletleri alirken, bir cok aksesuari da gene Giant't3an almistik. Biraz takintili bir tip oldugundan, bisiklet markasi ile aksesuar ve giyim malzemesi uyumu olsun istedigimden bu sekilde yaptim biraz da. Dogrusunu soylemek de gerekirse, ciddi bir tutar ucret de bu aksesuarlara gitti.
Giant'tan alip bisiklete taktigim aksesuarlari su sekilde siralamak mumkun:
- Matara kafesi: Giant Proway Cage
(Bu aksesuarlarin hepsinin kisa birer incelemesini daha sonra yayinlayacagim)
Bu suruste aldigim keyfi kelimelerle anlatmak cok kolay degil maalesef. Bisikletin akiciligina, acemi olmama ragmen uzerindeyken bana verdigi guven hissine, isteklerime tepkilerine, yol tutusuna... sayamayacagim bir cok ozelligine hayran olmustum. Hafif ama rijit yapisiyla kolay hizlanan, yokuslarda uzmeyen Defy, dogru bir tercih oldugunu daha ilk ciddi surusumde bana anlatiyor gibiydi.
Yolda giderken cikarttigi hafif lastik sesine karisan gobek tikirtisi dunyanin en harmonik melodisi oluyor, ruzgar yuzunuzu oksuyor, gidonu elinizde hissediyorsunuz. Her duyunuzla ates gibi zevk veriyor, adeta esir ediyor bisiklet sizi.
Gokhan (Kutluer) bisikletiyle olan askindan bahsederken abartiyor bulabilirsiniz. Az bile soyluyor! Icinize sinen bir bisikletiniz oldugunda ona duydugunuz sevgi, tutku gercekten cok acayip.
Hele de gercekten dogru bir karar vermisseniz, bisikletinizle "bir" olma hissini sanirim ancak ve ancak karsi cinsle bulabilirsiniz; ki o da eger sansliysaniz.
(*Bisikletin bu fotograflari cekilirken Sigma km saati henuz monte edilmemisti. Fotograflarda o yuzden goremiyorsunuz. Ona gore seyedelim)
Giant'tan alip bisiklete taktigim aksesuarlari su sekilde siralamak mumkun:
- Matara kafesi: Giant Proway Cage
- Zincir kadro koruma: Giant Chainstay Protector
Giant magazasinda gonlume gore bir isik bulamadigim icin, daha once yaptigim arastirmalar neticesinde merlincycles.com'dan isik ismarlamistim.
- On ve arka LED isiklar: Lezyne Femto Drive
Bunlarin haricinde bisikleti almamin hemen akabinde yaptigim Almanya seyahatinde su malzemeleri toparladim:
- Sele alti cantasi: Topeak Aero Wedge Pack, Medium
- Matara: Elite Icerberg Thermal
- Km saati: Sigma BC 12.12 STS*
Boylelikle acil olan aksesuarlarin alimi da bittikten sonra bunlari giydirip yola cikma zamani gelmisti.
18 Mayis 2014 gunu, ustunde ekipmanlariyla, Giant Defy 3'um, Caddebostan'da sahilde arz-i endam etmeye hazirdi.
Yolda giderken cikarttigi hafif lastik sesine karisan gobek tikirtisi dunyanin en harmonik melodisi oluyor, ruzgar yuzunuzu oksuyor, gidonu elinizde hissediyorsunuz. Her duyunuzla ates gibi zevk veriyor, adeta esir ediyor bisiklet sizi.
Gokhan (Kutluer) bisikletiyle olan askindan bahsederken abartiyor bulabilirsiniz. Az bile soyluyor! Icinize sinen bir bisikletiniz oldugunda ona duydugunuz sevgi, tutku gercekten cok acayip.
Hele de gercekten dogru bir karar vermisseniz, bisikletinizle "bir" olma hissini sanirim ancak ve ancak karsi cinsle bulabilirsiniz; ki o da eger sansliysaniz.
(*Bisikletin bu fotograflari cekilirken Sigma km saati henuz monte edilmemisti. Fotograflarda o yuzden goremiyorsunuz. Ona gore seyedelim)
6 Haziran 2014 Cuma
Nedir yani bu Defy 3?
Teknik olarak benimki tam da soyle birseydir:
KADRO | |
|---|---|
| Olcusu | M/L |
| Renkler | Beyaz/Kirmizi/Komur siyahi |
| Kadro | ALUXX-grade aluminyum, bagaj delikleriyle beraber |
| Masa | Karbon kompozit, alasim Overdrive steerer. |
| Suspansiyon | Yok |
KOMPONENTLER | |
|---|---|
| Gidon | Giant Sport, 31.8mm |
| Gidon bogazi | Giant Sport |
| Sele borusu | Giant Sport, 30.9mm |
| Sele | Giant Performance Road |
| Pedallar | Kayisli kalpiye |
AKSAM | |
|---|---|
| Vites kollari | Shimano Sora |
| Ön degistirici | Shimano Sora |
| Arka Degistirici | Shimano Sora |
| Frenler | Tektro R312 |
| Fren kollari | Shimano Sora |
| Ruble | SRAM PG950 11x32, 9-speed |
| Zincir | KMC X9 |
| Aynakol | Shimano Sora, 34/50 |
| Orta Gobek | Kapali |
tEKERLER | |
|---|---|
| Jantlar | Giant S-R2, double wall |
| Gobekler | Giant Tracker Sport Road |
| Teller | Paslanmaz celik, 14g |
| Lastikler | Giant S-R4, 700x25 |
Ílk heyecan
Giant'in magazasindan eve gelir gelmez, bisikletler onceden belirlenmis istirahatgahlari "kapali balkon"a park edildiler. Turkiye'de bisiklet hirsizligi sektorunun oldukca gelismis olmasi, apartman boslugu denen karadelikte hirsizlar olmasa bile apartmanin cocuklari ve merakli komsularin bisikletler icin yeteri kadar tehdit unsuru yasatacak olmasi, bisikletler icin en mukemmel garaji "kapali balkon" yapiyor. Bence bisikletiniz var ise, her eve bir kapali balkon lazim. (Mustakil eviniz ve garajiniz varsa, en guzel birsey tabii)
Parkedilen bisikletleri biraz ortama alismalari icin yalniz biraktik. Soylemeye gerek var yok sanirim, soldaki benim Defy, sagdaki Bilinc'in Escape 3W'si.
Bisikletler eskiden de mi boyleydi yoksa yeni bisiklet teknolojisi gelisti de mi boyle olmaya basladilar bilmiyorum ama yeni bisiklerdeki denge unsuru cok acayip. Sadece arka tekeri duzgun bir sekilde yaslayarak bisikletleri ayakta tutabilmek mumkun. (Yol bisiketinde zaten olmuyor da, Bilinc'in bisikletinde bile Bisiklet ayagi denen naneye gerek duymadik pek)
Bununla beraber "bisiklet sehpasi" denen aparata gene de ihtiyac oldugunu, sonralari temizlige gelen kadin balkona kova, bez vs almak icin sorti yapip bisikletleri devirince tecrube ettik.
Bisikletin gidonunun beyaz olmasina bayilmistim, ancak biraz cabuk kirlenecek gibi duruyor. Aslinda durmuyor, durmadan kirleniyor, lekeler de kolay cikmiyor. En cabuk degisecek parcalardan birisi gidon bandi olabilir yakin zamanda.
Bu daha panaromik bir goruntusu. Bisikletin ustunde gelen Giant S-Elite jant setinden ve S-R4 lastiklerinden oldukca memnun oldugumu soyleyebilirim. Jant saglam bir goruntu verdi, gobek sessiz (bu belki bazilarinin sevmedigi birsey olabilir) ve akiciligi cok ama cok iyi. Cogu kez bisiklet yolunda hizi aldiktan sonra metrelerce pedal cevirmeden gittigim oldu. Desensiz S-R4 lastiklerden basta endiselenmistim yol tutusu zayif olabilir sebebiyle ama simdiye kadar yola tutunmayla ilgili bir sey yasamadim, oldukca sessiz, simdilik saglam (patlama henuz olmadi) ve surtunmeden az etkilenen bir lastik gibi geldi bana.
Onden.. Balkonun malumunuz hali yuzunden biraz maymunluk yapmak gerekti bu fotografi cekerken. Frenler Tektronun klasik TK-R312 yol frenleri. Dozajlamasi biraz zor, ozellikle gidon yerine elciklerden tutarken sert geliyorlar. Droplardan tutarken cok daha kolay frenlemek.
Top Tube'de ne kullandigimizi unutursak diye Defy diye yazmislar..
Asfalttan gorunum..
Sele konusunda kararsizim. Yol bisikletleri, dogasi geregi konforlu degiller, dolayisiyla Defy da bu gelenegi bozmuyor. Ilk kullanista popomda yasadigim tatsiz tecrube daha aksamina en yakin spor magazasi InterSport'a gidip su "pedli tayt"i almamla neticelendi. (aklinizda olsun nette 89 TL olan tayt nedense magazada 99 TL)
Artik pedli taytla suruyorum, ilk anlar bir miktar rahatsizlik verse de uzun kullanimlarda seleye alisip rahatsizlik duymuyorum. Ama arka kismi biraz daha genis bir sele belki daha konforlu olabilir. Bu arada sevgili Romalilar, yol bisikleti suruyorsaniz, Pedli Tayt sart oglu sart.
Defy'yi secmemde en onemli kriterlerden bir tanesi bunun safkan bir yol (yaris) bisikletinden ziyade harika bir giris seviye endurance bisiklet olmasiydi. Bunda en buyuk etken de Giant'in Compact Road Design'i. Bisikletin sportif karakteristigini bozmadan ayni zamanda daha konforlu bir durus pozisyonu edinebiliyorsunuz kendinize.
Arka aktarici ve arka masa kismina gelirsek. Defy yazisina dikkatli bakarsaniz E harfinin ustunde bir onceki yazida anlattigim kucuk kazanin etkilerini gorebilirsiniz. Kaldirim tam oraya geldi zaten. Chainstay uzerinde de Giant'tan aldigim sticker koruyucu var. Gunesi ve sicagi gorunce sagindan solundan acilmaya basladi, duzeltiyorum ama omru cok surmez gibime geliyor.
Gene iki kafadar ilk gunun yorgunlugunu atiyor. Lastigin desensiz yapisini gorebilirsiniz.
Bu da malumunuz bayan Giant. Liv deniyor bayan uretimlerine. Bilinc de yillardir bisiklet kullanmamasina ragmen oldukca hesapli olan bu modelle sorunsuz bir sekilde sehir icinde benimle pedal salliyor (ustundeki aktaricilar vs. simdilik vasat Tourney'ler, ileride degistiririz onlari da artik)
Bisikletin su anda ustundeki aksesuarlarin bir cogunu sonradan aldim. Onlari da baska bir konuda ayrica irdeleyecegim artik. Yemek siparim geldi...
Parkedilen bisikletleri biraz ortama alismalari icin yalniz biraktik. Soylemeye gerek var yok sanirim, soldaki benim Defy, sagdaki Bilinc'in Escape 3W'si.
Bisikletler eskiden de mi boyleydi yoksa yeni bisiklet teknolojisi gelisti de mi boyle olmaya basladilar bilmiyorum ama yeni bisiklerdeki denge unsuru cok acayip. Sadece arka tekeri duzgun bir sekilde yaslayarak bisikletleri ayakta tutabilmek mumkun. (Yol bisiketinde zaten olmuyor da, Bilinc'in bisikletinde bile Bisiklet ayagi denen naneye gerek duymadik pek)
Bununla beraber "bisiklet sehpasi" denen aparata gene de ihtiyac oldugunu, sonralari temizlige gelen kadin balkona kova, bez vs almak icin sorti yapip bisikletleri devirince tecrube ettik.
Bisikletin gidonunun beyaz olmasina bayilmistim, ancak biraz cabuk kirlenecek gibi duruyor. Aslinda durmuyor, durmadan kirleniyor, lekeler de kolay cikmiyor. En cabuk degisecek parcalardan birisi gidon bandi olabilir yakin zamanda.
Bu daha panaromik bir goruntusu. Bisikletin ustunde gelen Giant S-Elite jant setinden ve S-R4 lastiklerinden oldukca memnun oldugumu soyleyebilirim. Jant saglam bir goruntu verdi, gobek sessiz (bu belki bazilarinin sevmedigi birsey olabilir) ve akiciligi cok ama cok iyi. Cogu kez bisiklet yolunda hizi aldiktan sonra metrelerce pedal cevirmeden gittigim oldu. Desensiz S-R4 lastiklerden basta endiselenmistim yol tutusu zayif olabilir sebebiyle ama simdiye kadar yola tutunmayla ilgili bir sey yasamadim, oldukca sessiz, simdilik saglam (patlama henuz olmadi) ve surtunmeden az etkilenen bir lastik gibi geldi bana.
Onden.. Balkonun malumunuz hali yuzunden biraz maymunluk yapmak gerekti bu fotografi cekerken. Frenler Tektronun klasik TK-R312 yol frenleri. Dozajlamasi biraz zor, ozellikle gidon yerine elciklerden tutarken sert geliyorlar. Droplardan tutarken cok daha kolay frenlemek.
Top Tube'de ne kullandigimizi unutursak diye Defy diye yazmislar..
Asfalttan gorunum..
Sele konusunda kararsizim. Yol bisikletleri, dogasi geregi konforlu degiller, dolayisiyla Defy da bu gelenegi bozmuyor. Ilk kullanista popomda yasadigim tatsiz tecrube daha aksamina en yakin spor magazasi InterSport'a gidip su "pedli tayt"i almamla neticelendi. (aklinizda olsun nette 89 TL olan tayt nedense magazada 99 TL)
Artik pedli taytla suruyorum, ilk anlar bir miktar rahatsizlik verse de uzun kullanimlarda seleye alisip rahatsizlik duymuyorum. Ama arka kismi biraz daha genis bir sele belki daha konforlu olabilir. Bu arada sevgili Romalilar, yol bisikleti suruyorsaniz, Pedli Tayt sart oglu sart.
Defy'yi secmemde en onemli kriterlerden bir tanesi bunun safkan bir yol (yaris) bisikletinden ziyade harika bir giris seviye endurance bisiklet olmasiydi. Bunda en buyuk etken de Giant'in Compact Road Design'i. Bisikletin sportif karakteristigini bozmadan ayni zamanda daha konforlu bir durus pozisyonu edinebiliyorsunuz kendinize.
Arka aktarici ve arka masa kismina gelirsek. Defy yazisina dikkatli bakarsaniz E harfinin ustunde bir onceki yazida anlattigim kucuk kazanin etkilerini gorebilirsiniz. Kaldirim tam oraya geldi zaten. Chainstay uzerinde de Giant'tan aldigim sticker koruyucu var. Gunesi ve sicagi gorunce sagindan solundan acilmaya basladi, duzeltiyorum ama omru cok surmez gibime geliyor.
Gene iki kafadar ilk gunun yorgunlugunu atiyor. Lastigin desensiz yapisini gorebilirsiniz.
Bu da malumunuz bayan Giant. Liv deniyor bayan uretimlerine. Bilinc de yillardir bisiklet kullanmamasina ragmen oldukca hesapli olan bu modelle sorunsuz bir sekilde sehir icinde benimle pedal salliyor (ustundeki aktaricilar vs. simdilik vasat Tourney'ler, ileride degistiririz onlari da artik)
Bisikletin su anda ustundeki aksesuarlarin bir cogunu sonradan aldim. Onlari da baska bir konuda ayrica irdeleyecegim artik. Yemek siparim geldi...
4 Haziran 2014 Çarşamba
Yine, yeni, yeniden..
Uzun araştırmalar, araştırmalara lezzet katan yeni dostluklar, uykusuz geceler, istişarelerden sonra bisikletleri 3 Mayıs 2014 Cumartesi günü gittik aldık. Bana Giant Defy 3, Bilinç'e de Giant Escape 3W.
Yillardir bisiklet kullanmayan birisi icin yol bisikletine alismam kolay olmadi. Surusu sert, bir de ustune benim gibi tedirgin guvercin modunda oldugunuz zaman kendinizi kastiginizda, iyice konforsuz bir hal aliyor. Hal boyleyken Giant'lara atlayip Giant mağazasının bulunduğu Goztepe'den Kozyatağı Bayar caddesindeki eve olan yolculgumuz basladi.
Trafige bisiklet ile ciktiginiz zaman farkediyorsunuz ki Istanbul'da trafik rezalet. Ne kadar fazla araba varmis, anlamak istiyorsanız bisiklete binin! Tum sokak aralari tercihlerime ragmen araba trafiginden kurtulamadim. Bir de arkanizdan sizi takip eden bir kiz arkadasiniz olunca akliniz da onda kaliyor. Trafige bak, yola bak, kiz arkadasa bak. Isvicre cakisi modunda gitmek gerekiyor. Ilk yol bisikleti deneyimine paldir kuldur kilitli (SPD) pedal ile baslamayayim dedim. Ama ustundeki kalpiye pedallar dahi beni zorlamaya yetti. (Ne pedalı diyenler için bakınız aşağıdaki resimler)
Neyse, hem bu daha ne ki? Kimbilir kac kere dusecegiz, muhtemelen de daha sert. Hem daha bu isin SPD pedal tarafi var. Isin o kisminin basinda dusmek esyanin tabiati zaten.
Dustugumden midir nedir, sonrasinda guvenim yerime geldi. Daha rahat kullanmaya basladim, kendimi kasmayi birakip. Erenkoy'un arka sokaklarinda vizir vizir ilerledik. Insanlarin gulumseyerek bakmalari cok guzel bir duygu. Trafik de her ne kadar yogun olsa da, arabalarin yanimizdan dikkatli sekilde geciyor olmalarina da sasirmadim degil. Hatta bir isikta beklerken baska bir araba yanimiza girebilecegi halde arkamizda bekledi isigi. Aferin sana araba. Sanirim bu tip davranislarda hem cok dikkatli kullaniyor olmamiz, hem de her ikimizde de eldiven, kask, forma gibi kiyafetlerin var olmasi da etken.
Velhasil, bisiklet maceram boylece baslamis oldu. Pedal cevirmeyi, ruzgarin suratima vurmasini, yerin titresimini hissetmeyi ozlemisim.
Yillardir bisiklet kullanmayan birisi icin yol bisikletine alismam kolay olmadi. Surusu sert, bir de ustune benim gibi tedirgin guvercin modunda oldugunuz zaman kendinizi kastiginizda, iyice konforsuz bir hal aliyor. Hal boyleyken Giant'lara atlayip Giant mağazasının bulunduğu Goztepe'den Kozyatağı Bayar caddesindeki eve olan yolculgumuz basladi.
Trafige bisiklet ile ciktiginiz zaman farkediyorsunuz ki Istanbul'da trafik rezalet. Ne kadar fazla araba varmis, anlamak istiyorsanız bisiklete binin! Tum sokak aralari tercihlerime ragmen araba trafiginden kurtulamadim. Bir de arkanizdan sizi takip eden bir kiz arkadasiniz olunca akliniz da onda kaliyor. Trafige bak, yola bak, kiz arkadasa bak. Isvicre cakisi modunda gitmek gerekiyor. Ilk yol bisikleti deneyimine paldir kuldur kilitli (SPD) pedal ile baslamayayim dedim. Ama ustundeki kalpiye pedallar dahi beni zorlamaya yetti. (Ne pedalı diyenler için bakınız aşağıdaki resimler)
Kalpiye Pedal
Kilitli Pedal
Eklemeden geçemeyeceğim, kalpiye pedal ile başlamanın sonralarında çok faydasını gördüm. Kurtarması SPD'den daha kolay değil, ama alışması ve uygulaması daha kolay, yeri geldiğinde kullanmama gibi bir lüksünüz var ve reflekslerinizi buna uygun geliştirebiliyorsunuz. Bir miktar daha kullanıp SPD'ye rahatlıkla geçebileceğimi düşünüyorum.
Sahrayicedit'in orda bir kavsaktan gecerken sagolsun kavsakta oldugum halde baska bir arac bana yol vermedi. Onun gecmesini bekleyip gectim, ama aklim gene arkada kaldi. Yavaslayip arkama bakayim derken, yol kenarindaki babalara basayim dedim, iskaladim, kalpiyeden ayagimi cikartip destek alana kadar ayagim bosluga denk geldi ve gum! Yerde degilim ama bisiklet yerde. Hasar tespiti: Zor gorunse de hafif cizikler. Daha dur, 20. dakikada olmasi biraz canimi sikmadi degil. Iyi tarafindan bakalim, cok da yavas olmayan bir dususe gore kadronun boya kalitesi iyi. Daha derin cizikler ve zedelenmeler bekliyordum.
Neyse, hem bu daha ne ki? Kimbilir kac kere dusecegiz, muhtemelen de daha sert. Hem daha bu isin SPD pedal tarafi var. Isin o kisminin basinda dusmek esyanin tabiati zaten.
Dustugumden midir nedir, sonrasinda guvenim yerime geldi. Daha rahat kullanmaya basladim, kendimi kasmayi birakip. Erenkoy'un arka sokaklarinda vizir vizir ilerledik. Insanlarin gulumseyerek bakmalari cok guzel bir duygu. Trafik de her ne kadar yogun olsa da, arabalarin yanimizdan dikkatli sekilde geciyor olmalarina da sasirmadim degil. Hatta bir isikta beklerken baska bir araba yanimiza girebilecegi halde arkamizda bekledi isigi. Aferin sana araba. Sanirim bu tip davranislarda hem cok dikkatli kullaniyor olmamiz, hem de her ikimizde de eldiven, kask, forma gibi kiyafetlerin var olmasi da etken.
Velhasil, bisiklet maceram boylece baslamis oldu. Pedal cevirmeyi, ruzgarin suratima vurmasini, yerin titresimini hissetmeyi ozlemisim.
3 Haziran 2014 Salı
New York'un bisiklet yoluyla imtihanı
Casey Neistat New York'lu bir film yonetmeni ve yapimci. Uzun ve kisa filmleri, dizileri, serbest veya reklam amacli internet videolari cekmis. Muhtemelen deve yukuyle parasi da var.
Ama o trafiginde kafayi yemek yerine, New York sokaklarini bisikletiyle asindiran biri.
New York'a gittiyseniz bilirsiniz, bilhassa Manhattan'da duzenli sehir yapisina ragmen iyi trafik vardir. Bu sebeple sehir icinde cok sayida bisikletliye de rastlarsiniz, hatta (buyuk olcude Central Park icinde gezmek amaciyla turistik niyetli de olsa) bisiklet kiralayip sehri bisikletle de dolasabilirsiniz.
Ama her buyuk sehirde oldugu gibi New York'ta da trafik icinde bisiklete binmek kolay degil, bu yuzden bisiklet yollari var. Ama bu bisiklet yollarinin hali de bizimkileri cogu kez aratmiyor. Ustelik bisiklet yolunun oldugu yerde bisiklet yolu yerine motorlu tasit yolunu kullanmak da yasak!
Iste boyle bir durumda, Casey Neistat bisiklet yolunu kullanmadigi icin trafik polisinden 50 USD ceza yiyor. Her ne kadar bisiklet yolunun, bisiklet icin cok daha tehlikeli olabildigini anlatmaya calissa da polis dinlemiyor, kesiyor cezayi.
Sonrasında olaylar gelişiyor.
Ama o trafiginde kafayi yemek yerine, New York sokaklarini bisikletiyle asindiran biri.
New York'a gittiyseniz bilirsiniz, bilhassa Manhattan'da duzenli sehir yapisina ragmen iyi trafik vardir. Bu sebeple sehir icinde cok sayida bisikletliye de rastlarsiniz, hatta (buyuk olcude Central Park icinde gezmek amaciyla turistik niyetli de olsa) bisiklet kiralayip sehri bisikletle de dolasabilirsiniz.
Ama her buyuk sehirde oldugu gibi New York'ta da trafik icinde bisiklete binmek kolay degil, bu yuzden bisiklet yollari var. Ama bu bisiklet yollarinin hali de bizimkileri cogu kez aratmiyor. Ustelik bisiklet yolunun oldugu yerde bisiklet yolu yerine motorlu tasit yolunu kullanmak da yasak!
Iste boyle bir durumda, Casey Neistat bisiklet yolunu kullanmadigi icin trafik polisinden 50 USD ceza yiyor. Her ne kadar bisiklet yolunun, bisiklet icin cok daha tehlikeli olabildigini anlatmaya calissa da polis dinlemiyor, kesiyor cezayi.
Sonrasında olaylar gelişiyor.
2 Haziran 2014 Pazartesi
Bisiklete giris 101
Aslen Bursa dogumlu olsam da Yalovaliyim. Cocuklugum buyuk olcude Yalova'da gecti. O donemde de oyle derdik, Yalovaliydik, zaten cogu kisi de Yalova'yi Bursa'nin ilcesi zannederdi, Istanbul'un ilcesi olabilecegi bilmeyenlerin aklina gelmeyecegi icin ve kafalari tam muhallebi haline getirmeyelim diye Yalovaliyiz derdik.
Yalova'yi gezenler bilirler. Bisiklet icin bir cennettir. Adi ustunde deniz (yali) kenarindaki bir ova'da kurulmustur sehir, en azindan benim cocuklugumda nufus daha tepelere sirayet etmemisti. Dumduz kentte, bisiklet en yaygin ulasim araclarindan biriydi, hemen her evin bir bisikleti vardi. Tabii benim de.
Kendimi bildigimden beri ilk bisikletim kirmizi ufak bir 3 tekerlekliydi. 1. sinifin sonunda gercek anlamda bir bisiklet aldi babamlar. Bir Bisan Viking.
Aslina bakarsaniz, o donem kirmizi Beldesan Pinokyo'larin etrafi kasip kavurdugu yillardi. Ama bana nedendir bilmiyorum, Bisan Viking uygun gormuslerdi. Onceleri arkasinda takili ek tekerlerle kullandim, sonra bir gun dayim "ogrenecekse duse kalka ogrensin" diye soktu o destek tekerlerini ve ben gercek anlamda bisikletle tanistim. Ve ne yalan soyleyim harika bir bisikletti Bisan. Cok kahrimi cekti, ama yillarca bana misin demedi.
Sonra dag bisikleti donemi basladi. Normal bisikleti olup BMX hayali kullanan bizlerin ruyalarina simdi de dag bisikletleri girmeye baslamisti ki, babam sasirtici bir sekilde hadi gidip dag bisikleti alalim sana dedi. Cok oyle herseyden isteyen bir cocuk degildim gerci ama genelde simarmayayim diye herhalde, her istedigim de hemen alinmazdi. Magazaya gittik, heyecandan gordugum ve begendigim ilk dag bisikletini aldim. Bianchi falan da vardi sanirim, ama benim gonlum oradaki baska bir bisiklete kaydi. Bugun tam market bisikleti diyebilecegimiz cinsten, markasina da gulersiniz: Moby Dick. Ama benim icin uzay araci gibiydi, 18 vites, koca koca lastikler, onunde arkasinda kedi gozleri. Cok acayip. Ve o bisikletle neler yapmadim ki. Yalova'nin etrafindaki hemen her yere (Erikli, Sudusen, Termal vs) her yere gittim. DSI'deki tepenin ustunden paldir kuldur downhill'imsi inisler yaptim. Hala duruyor sanirim Yalova'daki evde.
Sonra universite gunleri basladi, yatili okudugum Istanbul'da surekli yasamaya basladim. Bisiklet'ten koptum. Istanbul'da ne bisikletiydi oyle degil mi? Kirk yilin basi adaya gidersek, o da belki. Oyle boyle bisiklete binmedim yillarca...
******
Aradan yillar gecti. En son ne zaman kicim sele gordu, onu bile unutmustum. Yas da otuzu artik gecmisti, tutamiyordum da zamani. Kilomu kontrol etmekte zorlaniyordum artik, bi ara sporla 69 kg'a kadar inmis ama donustugum ceset formuna gelen elestiriler yuzunden diyetimi birakmistim. Tekrar 80 kg ve ustlerine geri donmustum. Ustelik hayatimda sevdigim ve ugrasmak istedigim bir hevesin eksikligini de hissediyordum.
Ilham perisi bir Aralik gunu tosladi. IZ Tv'de "Bisiklet Sehri" belgeseline denk geldim. Istanbul'da farkli tur bisikletler kullananlar insanlari gorunce once imrendim, sonra eski gunlerimi hatirladim. Imrenmek? Ben de oyleydim bir zamanlar oysa ki! Iste aradigim sey bu dedim, mutlulugu uzaklarda aramaya gerek yok: Bir bisiklet!
Ama nasil bir bisiklet? Konudan uzak kaldigim yillarda, konu konuyu acmis, sonra asmis, fasikuller 22 ciltlik ansiklopediler haline gelmisti.
Bilgisayari acip isin icine girmeye basladikca hem aradigim seyin bisiklet oldugundan emin oluyor, hem de cahilligime uzuluyordum.
Bu arada internette forumla tanistim. Hakkini teslim etmem gerek, hem maddi hem manevi olarak cok sey katti forumlar bana. Maddi derken parasal demiyorum ama elle tutulur, ne istedigime karar vermemi kolaylastiracak cok ama cok bilgi edindim. Vites setleri, markalar, kadrolar, masalar, aksesuarlar.. Merak ettikce daha cok ogrendim. Daha cok ogrendikce daha cok arastirdim. Arastirdikca daha cok merak ettim. Boyle bir devirdaim aldi yurudu. Sonra baktim, yeterli kaynak yok. Is icin gittigim yurtdisi seyahatlerimde yabanci kaynakli dergiler aldim, daha da cok icine girdim. Hatta bazilarini bu forumda da cevirdim, paylastim.
Bu aralarda ne istedigime karar vermeye calistim..
Once tur bisikletciligi yaparim diyordum. Uzun turlar yapayim, dunyayi dolasayim. Sonra farkettim ki istedigim sey tam olarak bu degil. Ben surdurulebilir birsey istiyorum. Bunu yapmaya ise su anki isim ve mesleki yogunlugumda imkan yok. 80 gun icerde izni olan, sirketin izinlerini kullan diye basinda boza pisirdigi ben, nasil uzun turlara cikayim? Zordu.
Sonra sehir bisikleti olur dedim. Sehir icinde dort donerim diyordum. Hem ustum basim da cok kirlenmez, surerim yumusak yumusak. Ancak bir yandan da endiselenmeye basladim. Sanki aradigim hazzi alamazmisim gibi gelmeye baslamisti. Oysa ben zevku sefadan biraz daha sarilacagim birsey istiyordum. Neyse en kotu denerim diyordum ki...
Bir sekilde Gokhan Kutluer ile tanistim. Onu ilk, beni bu yola sokan IZTv'deki belgeselde izlemistim. Bir sekilde internetteki yazilarini okuyor buldum.
Gokhan Kutluer'in DengeTekeri blogundaki bisikletle ilgili tum yazilarini nerdeyse hatmettim. Sadece bisiklet ile ilgili yazilari degil, kisisel blogundaki denemeleri de zevkle okutuyordu kendini. Benzerdi bisiklet sevdasina giden yolda hikayeler. Hosuma gitti. Once yorumlarla basladik, sonra Giant'in acisilinda gidip bizzat tanistim.
Tam o arada, "acaba yol bisikleti olur mu ki?" diye dusunuyordum ki, "icinde yol bisikleti hevesi varsa, niye erteleyesin ki" (tam olarak bu degildir belki ama buna benzer birseydir) dedi Gokhan Kutluer, Giant'a yaptigim ziyaretlerden birinde Giant Defy'lerin basinda bakinirken. Neden olmasin dedim? Iste aradigim motivasyon bu! Bir yol bisikleti!
(Bu arada kendisiyle ilk tanistigim andan itibaren gosterdigi sicak kanli ve alakadar tavirla, bisiklet merakimi "acaba?"dan cikartip gercege donusturen kisi olmustur kendi deyimiyle "bisiklet kulturu misyoneri" Gokhan Kutluer)
******
SIkIldiniz belki de farkettim. Buraya kadar okumaniz bile takdire deger. Neyse, merak etmeyin, en guzel kisma geldik.
Yol bisikleti ama hangisiydi? Neyse ki, aylardir arastirmalarimin kafamda yarattigi bazi kriterler coktan vardi:
- En basindan beri once kadro diyordum. Bu yuzden de dunyaca bilinen markalardan birisinin kadrosunu almaya kafama koymustum.
- Buna uygun fiyat performans oraninin iyi olmasini arzuluyordum. Ilk yol bisikletimin butcem olmasina ragmen muhtemelen kahrimi bir miktar cekecek supersonik bir makine olmasina gerek yoktu.
- Yol bisikletiyle sirf performans surusu yapayim istemiyordum, yeri gelince keyif turlari da yapabilecegim bir bisiklet olmaliydi. (Hatta yeri gelince arkasina bagaj takabilir miydim? Neden olmasin?)
- Dolayisiyla kadro geometrisi baslangic seviyede birsey iyi olurdu.
- Komponentleri ne en alt seviyede olmaliydi, ne de baslangic seviyesinde biri icin pozitif farki farkedemeyecegim kadar gereksiz ust seviyede.
- Disli oranlari da ayni sekilde baslangic icin uygun olmaliydi ki, en ufak egimde yerlerde surunmeyeyim.
Dunyanin en buyuk bisiklet ureticisi Giant dogru bir adres olabilirdi. Boylece magazasina daha sik ugramaya basladim. Giant'a gide gele zaten Defy 3 kanima girmeye baslamisti. Kadrosu baslangic icin tasarlanmis bir geometrideydi, Sora sete sahipti, goruntusu guzeldi, cok pahali degildi, hatta bagaj icin delikleri bile mevcuttu.
Sonrasinda su degerlendirmeyi de gorunce kesin kararimi vermiştim: Giant Defy 3, bicycling.com editorleri tarafindan 2014'un en iyi giris seviyesi bisikleti secilmisti:
http://www.bicycling.com/bikes-gear/bikes-and-gear-features/entry-level-giant-defy-3
Bu arada kiz arkadasim Bilinç'e de onun zevkine uygun bir Escape 3W ayarlamıştık.
Heyecan ve meraklı araştırmalarla geçen aylar sonunda bisikletleri alacaktık.
Tabii hikaye bununla bitmiyordu.. Devami yakinda.
Yalova'yi gezenler bilirler. Bisiklet icin bir cennettir. Adi ustunde deniz (yali) kenarindaki bir ova'da kurulmustur sehir, en azindan benim cocuklugumda nufus daha tepelere sirayet etmemisti. Dumduz kentte, bisiklet en yaygin ulasim araclarindan biriydi, hemen her evin bir bisikleti vardi. Tabii benim de.
Kendimi bildigimden beri ilk bisikletim kirmizi ufak bir 3 tekerlekliydi. 1. sinifin sonunda gercek anlamda bir bisiklet aldi babamlar. Bir Bisan Viking.
Sonra dag bisikleti donemi basladi. Normal bisikleti olup BMX hayali kullanan bizlerin ruyalarina simdi de dag bisikletleri girmeye baslamisti ki, babam sasirtici bir sekilde hadi gidip dag bisikleti alalim sana dedi. Cok oyle herseyden isteyen bir cocuk degildim gerci ama genelde simarmayayim diye herhalde, her istedigim de hemen alinmazdi. Magazaya gittik, heyecandan gordugum ve begendigim ilk dag bisikletini aldim. Bianchi falan da vardi sanirim, ama benim gonlum oradaki baska bir bisiklete kaydi. Bugun tam market bisikleti diyebilecegimiz cinsten, markasina da gulersiniz: Moby Dick. Ama benim icin uzay araci gibiydi, 18 vites, koca koca lastikler, onunde arkasinda kedi gozleri. Cok acayip. Ve o bisikletle neler yapmadim ki. Yalova'nin etrafindaki hemen her yere (Erikli, Sudusen, Termal vs) her yere gittim. DSI'deki tepenin ustunden paldir kuldur downhill'imsi inisler yaptim. Hala duruyor sanirim Yalova'daki evde.
Sonra universite gunleri basladi, yatili okudugum Istanbul'da surekli yasamaya basladim. Bisiklet'ten koptum. Istanbul'da ne bisikletiydi oyle degil mi? Kirk yilin basi adaya gidersek, o da belki. Oyle boyle bisiklete binmedim yillarca...
******
Aradan yillar gecti. En son ne zaman kicim sele gordu, onu bile unutmustum. Yas da otuzu artik gecmisti, tutamiyordum da zamani. Kilomu kontrol etmekte zorlaniyordum artik, bi ara sporla 69 kg'a kadar inmis ama donustugum ceset formuna gelen elestiriler yuzunden diyetimi birakmistim. Tekrar 80 kg ve ustlerine geri donmustum. Ustelik hayatimda sevdigim ve ugrasmak istedigim bir hevesin eksikligini de hissediyordum.
Ilham perisi bir Aralik gunu tosladi. IZ Tv'de "Bisiklet Sehri" belgeseline denk geldim. Istanbul'da farkli tur bisikletler kullananlar insanlari gorunce once imrendim, sonra eski gunlerimi hatirladim. Imrenmek? Ben de oyleydim bir zamanlar oysa ki! Iste aradigim sey bu dedim, mutlulugu uzaklarda aramaya gerek yok: Bir bisiklet!
Ama nasil bir bisiklet? Konudan uzak kaldigim yillarda, konu konuyu acmis, sonra asmis, fasikuller 22 ciltlik ansiklopediler haline gelmisti.
(ansiklopedi nedir bilmeyen gencler icin temsili)
Bilgisayari acip isin icine girmeye basladikca hem aradigim seyin bisiklet oldugundan emin oluyor, hem de cahilligime uzuluyordum.
Bu arada internette forumla tanistim. Hakkini teslim etmem gerek, hem maddi hem manevi olarak cok sey katti forumlar bana. Maddi derken parasal demiyorum ama elle tutulur, ne istedigime karar vermemi kolaylastiracak cok ama cok bilgi edindim. Vites setleri, markalar, kadrolar, masalar, aksesuarlar.. Merak ettikce daha cok ogrendim. Daha cok ogrendikce daha cok arastirdim. Arastirdikca daha cok merak ettim. Boyle bir devirdaim aldi yurudu. Sonra baktim, yeterli kaynak yok. Is icin gittigim yurtdisi seyahatlerimde yabanci kaynakli dergiler aldim, daha da cok icine girdim. Hatta bazilarini bu forumda da cevirdim, paylastim.
Bu aralarda ne istedigime karar vermeye calistim..
Once tur bisikletciligi yaparim diyordum. Uzun turlar yapayim, dunyayi dolasayim. Sonra farkettim ki istedigim sey tam olarak bu degil. Ben surdurulebilir birsey istiyorum. Bunu yapmaya ise su anki isim ve mesleki yogunlugumda imkan yok. 80 gun icerde izni olan, sirketin izinlerini kullan diye basinda boza pisirdigi ben, nasil uzun turlara cikayim? Zordu.
Sonra sehir bisikleti olur dedim. Sehir icinde dort donerim diyordum. Hem ustum basim da cok kirlenmez, surerim yumusak yumusak. Ancak bir yandan da endiselenmeye basladim. Sanki aradigim hazzi alamazmisim gibi gelmeye baslamisti. Oysa ben zevku sefadan biraz daha sarilacagim birsey istiyordum. Neyse en kotu denerim diyordum ki...
Bir sekilde Gokhan Kutluer ile tanistim. Onu ilk, beni bu yola sokan IZTv'deki belgeselde izlemistim. Bir sekilde internetteki yazilarini okuyor buldum.
Gokhan Kutluer'in DengeTekeri blogundaki bisikletle ilgili tum yazilarini nerdeyse hatmettim. Sadece bisiklet ile ilgili yazilari degil, kisisel blogundaki denemeleri de zevkle okutuyordu kendini. Benzerdi bisiklet sevdasina giden yolda hikayeler. Hosuma gitti. Once yorumlarla basladik, sonra Giant'in acisilinda gidip bizzat tanistim.
Tam o arada, "acaba yol bisikleti olur mu ki?" diye dusunuyordum ki, "icinde yol bisikleti hevesi varsa, niye erteleyesin ki" (tam olarak bu degildir belki ama buna benzer birseydir) dedi Gokhan Kutluer, Giant'a yaptigim ziyaretlerden birinde Giant Defy'lerin basinda bakinirken. Neden olmasin dedim? Iste aradigim motivasyon bu! Bir yol bisikleti!
(Bu arada kendisiyle ilk tanistigim andan itibaren gosterdigi sicak kanli ve alakadar tavirla, bisiklet merakimi "acaba?"dan cikartip gercege donusturen kisi olmustur kendi deyimiyle "bisiklet kulturu misyoneri" Gokhan Kutluer)
******
SIkIldiniz belki de farkettim. Buraya kadar okumaniz bile takdire deger. Neyse, merak etmeyin, en guzel kisma geldik.
Yol bisikleti ama hangisiydi? Neyse ki, aylardir arastirmalarimin kafamda yarattigi bazi kriterler coktan vardi:
- En basindan beri once kadro diyordum. Bu yuzden de dunyaca bilinen markalardan birisinin kadrosunu almaya kafama koymustum.
- Buna uygun fiyat performans oraninin iyi olmasini arzuluyordum. Ilk yol bisikletimin butcem olmasina ragmen muhtemelen kahrimi bir miktar cekecek supersonik bir makine olmasina gerek yoktu.
- Yol bisikletiyle sirf performans surusu yapayim istemiyordum, yeri gelince keyif turlari da yapabilecegim bir bisiklet olmaliydi. (Hatta yeri gelince arkasina bagaj takabilir miydim? Neden olmasin?)
- Dolayisiyla kadro geometrisi baslangic seviyede birsey iyi olurdu.
- Komponentleri ne en alt seviyede olmaliydi, ne de baslangic seviyesinde biri icin pozitif farki farkedemeyecegim kadar gereksiz ust seviyede.
- Disli oranlari da ayni sekilde baslangic icin uygun olmaliydi ki, en ufak egimde yerlerde surunmeyeyim.
Dunyanin en buyuk bisiklet ureticisi Giant dogru bir adres olabilirdi. Boylece magazasina daha sik ugramaya basladim. Giant'a gide gele zaten Defy 3 kanima girmeye baslamisti. Kadrosu baslangic icin tasarlanmis bir geometrideydi, Sora sete sahipti, goruntusu guzeldi, cok pahali degildi, hatta bagaj icin delikleri bile mevcuttu.
Sonrasinda su degerlendirmeyi de gorunce kesin kararimi vermiştim: Giant Defy 3, bicycling.com editorleri tarafindan 2014'un en iyi giris seviyesi bisikleti secilmisti:
http://www.bicycling.com/bikes-gear/bikes-and-gear-features/entry-level-giant-defy-3
Bu arada kiz arkadasim Bilinç'e de onun zevkine uygun bir Escape 3W ayarlamıştık.
Heyecan ve meraklı araştırmalarla geçen aylar sonunda bisikletleri alacaktık.
Tabii hikaye bununla bitmiyordu.. Devami yakinda.
Ílk yazinin gunahi olmaz..
- Bi kisa marlboro light lutfen.
- Hmm.. bana da bi yarim doner lutfen.
- Surdan bi Besiktas lutfen.
Gelgelelim, yeni baslayan icin bu kadar kolay olmuyor bisiklet almak. Kendi bisikletimi secip almak, aylarimi aldi.
Iste bu blog, bisikletimi arastirirken, secerken, alirken neler yasadim, aldiktan sonra neler yasiyorum yeni baslayanlara nacizane ne tavsiye ederim, aldigim ekipmanlar, giysiler ne menem seyler, onlari olur da birileri merak eder de okur diye, bisiklet veya bisikletcilik konusunda aceminin onde gideni bayrak sallayani olarak, Istanbul'un gereksiz yagmurlu bir haziran gunu yazilmaya baslanmistir.
Turkce karakter fakirligim icin kusura bakmayin simdiden. ABD'den alinmis bilgisayarin zararlari iste.
- Hmm.. bana da bi yarim doner lutfen.
- Surdan bi Besiktas lutfen.
Gelgelelim, yeni baslayan icin bu kadar kolay olmuyor bisiklet almak. Kendi bisikletimi secip almak, aylarimi aldi.
Iste bu blog, bisikletimi arastirirken, secerken, alirken neler yasadim, aldiktan sonra neler yasiyorum yeni baslayanlara nacizane ne tavsiye ederim, aldigim ekipmanlar, giysiler ne menem seyler, onlari olur da birileri merak eder de okur diye, bisiklet veya bisikletcilik konusunda aceminin onde gideni bayrak sallayani olarak, Istanbul'un gereksiz yagmurlu bir haziran gunu yazilmaya baslanmistir.
Turkce karakter fakirligim icin kusura bakmayin simdiden. ABD'den alinmis bilgisayarin zararlari iste.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
